25/8/2009 - NAAT
Gel Ey Muhammed bahardır
Seccaden kumlardı… Devirlerden, diyarlardan Gelip göklerde buluşan Ezanların vardı!
Mescit mü’min, minber mü’min… Taşardı kubbelerden Tekbîr, Dolardı kubbelere “âmin!”
Ve mübarek geceler, dualarımız, Geri gelmeyen dualardı… Geceler, ki pırıl pırıl, Kandillerin yanardı.
Kapına gelenler, yâ Muhammed, -Uzaktan, yakından- Mü’min döndüler kapından!
Besmele, ekmeğimizin bereketiydi, İki dünyada aziz ümmet; Muhammed ümmetiydi.
Konsun –yine- pervazlara güvercinler, “Hû hû”lara karışsın âminler… Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!
Şimdi seni ananlar, Anıyor ağlar gibi… Ey yetimler yetimi, Ey garipler garibi; Düşkünlerin kanadıydın, Yoksulların sahibi… Nerde kaldın ey Resûl, Nerde kaldın ey Nebi?
Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed, Çağlar ne çağlardı: Daha dünyaya gelmeden Mü’minlerin vardı… Ve bir gün, ki gaflet Çöller kadardı, Halîme’nin kucağında Abdullah’ın yetimi Âmine’nin emaneti ağlardı. Hatice’nin goncası, Aişe’nin gülüydün. Ümmetinin gözbebeği Göklerin resûlüydün…
Elçi geldin, elçiler gönderdin… Ruhunu Allah’a, Elini ümmetine verdin. Beşiğin, yurdun, yuvan Mekke’de bunalırsan Medine’ye göçerdin. Biz bu dünyadan nereye Göçelim, yâ Muhammed?
Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet Altın devrini yaşıyor… Diller, sayfalar, satırlar “Ebu Leheb öldü” diyorlar. Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!
Neler duydu şu dünyada Mevlidine hayran kulaklarımız; Ne adlar ezberledi, ey Nebî, Adına alışkın dudaklarımız! Artık, yolunu bilmiyor; Artık, yolunu unuttu Ayaklarımız! Kâbe’ne siyahlar Yakışmamıştır, yâ Muhammed Bugünkü kadar!
Hased gururla savaşta; Gurur, Kafdağı’nda derebeyi… Onu da yaralarlar kanadından, Gelse bir şefkat meleği… İyiliğin türbesine Türbedâr oldu iyi.
Vicdanlar sakat Çıkmadan yarına, İyilikler getir, güzellikler getir Âdem oğullarına!
Şu gördüğün duvarlar ki Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir… Fethedemedik, yâ Muhammed, Senelerdir.
Ne doğruluk, ne doğru; Ne iyilik, ne iyi… Bahçende en güzel dal, Unuttu yemiş vermeyi… Günahın kursağında Haramların peteği!
Bayram yaptı yapanlar; Semâve’yi boşaltıp Sâve’yi dolduranlar… Atını hendeklerden -bir atlayışta- Aşırdı aşıranlar… Ağlasın Yesrib, Ağlasın Selman’lar!
Gözleri perdeleyen toprak, Yüzlere serptiğin topraktı… Yere dökülmeyecekti, ey Nebî, Yabanların gözünde kalacaktı!
Konsun -yine- pervazlara güvercinler, “Hû hû”lara karışsın âminler… Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!
Ne oldu, ey bulut, Gölgelediğin başlar? Hatırında mı, ey yol, Bir aziz yolcuyla Aşarak dağlar, taşlar, Kafile kafile, kervan kervan Şimale giden yoldaşlar!
Uçsuz bucaksız çöllerde, Yine, izler gelenlerin, Yollar gideceklerindir.
Şu tekbir getiren mağara, Örümceklerin değil; Peygamberlerindir, meleklerindir… Örümcek ne havada, Ne suda, ne yerdeydi; Hakkı göremeyen Gözlerdeydi!
Şu kuytu cinlerin mi; Perilerin yurdu mu? Şu yuva -ki, bilinmez- Kuşları Hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu? Kuşlarını, bir sabah, Medine’ye uçurdu mu?
Ey Abvâ’da yatan ölü, Bahçende açtı dünyanın En güzel gülü; Hâtıran, uyusun çöllerin Ilık kumlarıyla örtülü!
Dinleyene, hâlâ, Çöller ses verir; “Yaleyl!” susar, Uğultular gelir. Mersiye okur Uhud, Kaside söyler Bedir. Sen de bir hac günü, Başta Muhammed, yanında Ebû Bekir; Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü Destan yap, ey şehir!
Ebû Bekir’de nûr, Osman’da nûrlar… Kureyş uluları, karşılarında Meydan okuyan bir Ömer bulurlar; Ali’nin önünde kapılar açılır, Ali’nin önünde eğilir surlar, Bedir’de, Uhud’da, Hayber’de Hakk’ın yiğitleri, şehîd olurlar… Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı, Yerde kalmazdı ruh… kanatlıydı.
Konsun –yine- pervazlara güvercinler “Hû hû”lara karışsın âminler. Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!
Vicdanlar, sakat çıkmadan, Yâ Muhammed, yarına; İyiliklerle gel, güzelliklerle gel Âdem oğullarına!
Yüreklerden taşsın Yine, imanlar! Itrî, bestelesin Tekbîr’ini; Evliyâ, okusun Kur’ân’lar! Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın Kayışzâde Osman’lar Na’tını Galip yazsın, Mevlid’ini Süleyman’lar! Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle Geri gelsin Sinan’lar! Çarpılsın, hakikat niyetine Cenaze namazı kıldıranlar!
Gel, ey Muhammed, bahardır… Dudaklar ardında saklı Âminlerimiz vardır… Hacdan döner gibi gel; Mi’râc’dan iner gibi gel; Bekliyoruz yıllardır!
Bulutlar kanat, rüzgâr kanat; Hızır kanad, Cibril kanad; Nisan kanad, bahar kanad; Âyetlerini ezber bilen Yapraklar kanad… Açılsın göklerin kapıları, Açılsın perdeler, kat kat! Çöllere dökülsün yıldızlar; Dizilsin yollarına Yetimler, günahsızlar! Çöl gecelerinden, yanık Türküler yapan kızlar Sancağını saçlarıyla dokusun; Bilâl-i Habeşî sustuysa Ezânlarını Dâvûd okusun!
Konsun –yine- pervazlara güvercinler, “Hû hû”lara karışsın âminler… Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/3/2009 - RESÛLULLAH’A MEKTUP
Muhammed’e mektup yazdım dostlarım Salat meleğiyle elden yolladım Kalemim gözyaşı, kağıdım hicran Gönüldeki gizli yoldan yolladım Herkesin dünyada var ya yari Ben de sana meftun ezelden beri Diyorlar Muhammed Resûl’ün teri Yürekteki kızıl gülden yolladım
Allah’ın selamı üzerine olsun YA RESÛLULLAH. Sana aşık olanların, sana aşkla yananların sevdası var yüreğimde. Her birinin gözlerinde Mekke, her birinin yüreğinde SEN… Yoksun kaldık Ya Resûlallah, senden ve senin gül yüzlü cemâlinden. Sen gelince aklıma, tüm güzellikler yığılıverir önüme. Unuturum yanlışları hemen. Yağmur serinliği dolar içime, dertlerime merhem olur sevgin… Gelişinle başladı kardeşlik, gelişinle bitti huzursuzluklar. Sen " EMİNSİN " Ya Resûlallah! İsmin "Muhammed’ül Emin"; yani güvenilir insan, dosdoğru insan… Senden öğrendim dostluğu, kardeşliği, kulluğu, senden öğrendim duayı, merhameti, senden öğrendim öğrenmeyi ve yine senden öğrendim, şu evrenin, muhteşem kainatın basit bir tesadüften oluşmadığını. "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" sözün, seni anlatmaya yeter, değil mi Efendim! Merhamet sahibiydin sen, mütevaziydin. Yolda yürürken üzerine kasten dökülen külün, hesabını bile sormayandın. Aksine dökülmediği bir gün; "Bu gün üzerime kül dökmediniz, bir rahatsızlığınız mı var! Yardımcı olabilir miyim!" diyecek kadar incelik gösterdin. Ne çekmiştin Ebu Leheb’den, Ebu Cehil’den; ama sendin onlara sabreden, tatlı dilini onlara karşı bile kullanandın. Ne işkenceler çekmiştin bizim için, ümmetin için… Dikenler üstünde yürüyen, aç kalıp karnına taş bağlayandın… Rabbin sormuştu sana "Melek bir peygamber mi, yoksa kul bir peygamber mi olmak istersin diye. Sen Melek bir peygamber olmayı kabul edebilirdin; ama etmedin Ya Resûlallah, bizi kabul ettin, hep göz yaşı döktün bizim için… bizlere olan sevgin uğruna katlandın işkencelere…! Ve sen gittin… Öyle bir gidişle gittin ki, ardında göz yaşlarıyla dolu gözler bıraktın, günler aya, aylar senelere dönüştü yokluğunda! ama sen bırakmazsın bizleri, sen sadıksın Ya RESÛLALLAH ! Utanıyorum! Adını koruyamadığım, seni savunamadığım için! Utanıyorum! Ama bende ne Ebu Bekir’in dostluğu, sadakati, ne Bilal’in sabrı, ne de Nesibe’nin cesareti var. Ömer kadar adilde olamıyorum… Senin yolunda taş taşımak isterdim ben de. Ama şimdi gül dikmek istiyorum gönüllere… Milyonlarca Salat-ü Selam feda olsun sana, kalemim sana feda olsun Ya Resûlallah! Efendim duyar mısın sesimizi! Sevgili, sen aşk ikliminde sultan, mehtapta dolunay, biz ise senin bir bakışına dilenci! Boş geçmezsin değil mi Efendim! Sana muhtacız, senin bir bakışına muhtacız!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/2/2009 - ŞU BEŞ ŞEYİ YAPMADAN UYUMAYIN
PEYGAMBERİMİZ (s.a.v) ALİ h.z ŞÖYLE DEDİ: - YA ALİ BEŞ ŞEYİ YAPMADAN YATMA:
1-KUR'ANIN HEPSİNİ OKUMADAN YATMA.
2-DÖRT BİN DİRHEM SADAKA VERMEDEN YATMA.
3-KABEYİ ZİYARET ETMEDEN YATMA.
4-CENNETTE YERİNİZ HAZIRLAMADAN YATMA.
5-KÜS OLDUĞUN BİRİYLE BARIŞMADAN YATMA.
ALİ radıyallahu anhu bu nasıl olur ya resulALLAH dedi.?
PEYGAMBERİMİZ(s.a.v) ŞÖYLE BUYURDU:
BİLMİYORMUSUNKİ:
1- (3 kere) İHLAS SÜRESİ KUR'ANIN HEPSİNE EŞİTTİR.
2-(4 kere) FATİHA SÜRESİ 4 BİN DİRHEME EŞİTTİR.
3- (10 kere) LAİLAHE İLLALLAHU VAHDEHU LA ŞERİKELE LEHÜ EL'MÜLKÜ VE LEHÜ EL'HAMDÜ YUHYİ VE YÜMİTU VE HÜVE ALA KÜLLİ ŞEY'İN KADİYR demende kabeyi ziyarete eşittir
4-(10 kere) LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAHİ EL ALİY EL AZİYM demen cennette yerini hazırlamana vesiledir.
5- (10 kere) ESTAĞFURULLAHİ EL AZİYM ELLEZİ LAİLAHE İLLA HU EL HAY EL KAYYUM VE ETUBU İLEYHİ demen darğın ve husumetli olduğun insanlarla barışmış derecesinde ecre vesiledir.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/2/2009 - RESULULLAH'A MEKTUP
BENİM IŞIGIM; SABAHLARIM..MEDİNE'M...SEVDİĞİM!!!! GÜL KOKULUM... İÇİMDE ÜMİT ÇİÇEKLERİ AÇTIRANIM... ASIRLARIN ÖTESİNDEN SESLENİYORUM SANA... ADINI ANARKEN ÜRKEK,ADINI ANARKEN TİTREK, ADINI ANARKEN TUTSAK....
HASRETİM SANA...
HEP SANA BENZEMEK İSTEDİM, SEN OLMAK, SEN KOKMAK.. SENİ SEVENLERİ, SANA AŞIK OLANLARI, YOLUNUN YOLCULARINI, SEN KOKULULARI GÖZLEDİM; BELKİ BİR PARÇA DA ONLARDAN BANA SİNER ÜMİDİYLE RAVZA'NDAN TAŞAN SEVDA KOKULARI...
NEFES NEFES SENİ SOLUDUM HASRETLİĞİMDE ...ŞU EZANLAR, ŞAHİDİM OLDU,SENİ NE KADAR SEVDİĞİME... ''KİM İNANARAK BENİ, MEDİNE'DE ZİYARET EDERSE, BEN ONA ŞAHİD VE ŞEFFATÇİ OLURUM'' DEDİN , TUTUŞUVERDİ RUHUMDA SENİ ÖZLEMİŞLİĞİM .. GELEMEDİM YANINA...
GÜLLERİM ELLERİMDE KALDI.. YÜREĞİM YOLLARINDA... GELEMESEM DE, RUHUM HEP KANATLANDI YA RESULALLAH...KANATLANDI DA RAVZANA KONDU MİNİK BİR YAVRU GÜVERCİN MİSALİ...
HASRETİM SANA...
LAYIK OLAMADIGIMI, ASLA OLAMAYACAGIMI BİLİRİM ; NE YAPSAM DA AZ GELİR,BİLİRİM YA RESULALLAH.. AMA... AMA; YİNEDE BİTMEYEN , TÜKENMEYEN ÜMİTLERİM , ÖZLEMLERİM VAR SANA DAİR.. YÜREĞİME HAPSETTİM ADI MUHAMMEDDİM (SAV) OLAN KOCAMAN SEVDALARIMI..
SENİ YAŞAMAK, SENİ YAŞATMAK, SENİ ANMAK DERİNDEN ÜRPERTİYOR YÜRECİĞİMİ... GÖNÜL KÖŞKÜME KOYDUM GÜL KOKUNU, YÜRÜYORUM....
YOLUMDA BİNBİR TOZ, TOPRAK,TAŞ VAR, SANA KAVUŞMAMI ENGELLEYEN...VE; GÖZLERİMDEYSE YORGUN ÇİĞ TANECİKLERİ....
HANİ, KELİMELERİN KİFAYETSİZ KALDIGI O AN'LAR VAR YA.. İŞTE O AN'LARDAYIM BU SABAH SEHERİNDE...YÜREĞİNDEN TAŞIP, YÜREĞİME AKAN HASRETLİĞİNİ SOLUYORUM ŞİMDİ, ASIRLARIN ÖTESİNDEN...
GÜL KOKUYORSUN; ILGIT ILGIT, BURAM BURAM... GÜLLERİN İSLAMAŞKI'NCA SANA SEVDALI... VE BEN; MEDİNEM'İN GÜNEŞİNDEN, ÇOCUKLUĞUMUN BAHÇELERİNDEN, SENİN O GÜZEL YÜZÜNDEN SÜRGÜNÜM......alıntı
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/1/2009 - Ey Gazze!
Duyuyormusun...sana yolladigimiz DUA'ları...? Biz burda uzak diyarlarda. Seni dusunuyoruz. Seninle ağlıyoruz. Seninle TEK yürek olduk! Unutma Gazze, Kardeslerin seni yanlız bırakmadı. Uzakta olsak, Yüreğimiz seninle. Bir kalbimizde orda atıyor. Biz sevdamizi Duamıza ekledik, göçmen kuşlarının kanadıyla size gönderdik! Içindeki Şehitlerin hepsi biziz, Hepsi bizden! O Canlar..o ağrılar..sızılar...hepsi Bizim! O feryatlar, çığlıklar, ağıtlar..Hepsi bizden! Ey Gazze..acilarla dolu sehir.!Simdi üzerinde kaç ceset var..? Kaçı Bebek, kaçı genc, yaşlı ihtiyar..Kim bilir kaçının umutları var! Ey Gazze! Kalk ayağa yıkılma.! bağrına düşen bu kaçıncı bomba.?? Gazze Uyan..Nolur Uyan! Sessiz kalma.. Sana diyorum, sana sesleniyorum Gazze , duyuyormusun..Gazze Ordamısın? Yaşıyormusun..Yoksa verdiklerin ardından yasmı tutuyorsun.. Gazze;icindeki gözyaşları sel oldu taşıyor, bak hepsi uzaklara ulasiyor. Gazze yüreğim yanıyor. Bu kaçıncı kayıp.? Ey barut kokusunun icinde kalmış Yetim şehir.. Üzülme..Kardeşlerinin Duasi seninle.. Allah (c.c) seninle...!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/1/2009 - AH FİLİSTİNİMM
!!! BENİM ADIM FİLİSTİN !!! ADI TÜM MEYDANLARDA YAZILAN FİLİSTİN BENİ SARAN VE KUŞATAN FİLİSTİN RUHUMUN EN DERİNLİKLERINE İŞLEYEN FİLİSTİN TOPRAKLARININ BENİ TANIDIGI BENİMDE ONU TANIDIGIM FİLİSTİN ONU DEĞİL BENİ PARÇALAYIN DEDİDIM VATANIM GEÇMİŞTEN BENİ HER AN ÇAĞIRAN SELAHATTIN BENİ BİNLERCE ESIRI VE MAHKUMUYLA HER ZAMAN YARDİMA ÇAĞIRAN MESCİD-İ AKSA ÜMMETİN İLK KIBLESI SİYONİSTLERİ KAHREDEN EDANLA PARAM PARÇA ET !! SİYONİSTLERİN RUHUNU SONDUREN AKŞAM GOKYÜZÜNU FİLİSTİN BAYRAĞIYLA DONAT !!! FİLİSTİNİM....FİLİSTİNİM...FİLİSTİNİM !!!
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/10/2008 - NAMAZ,NAMAZ,NAMAZ
| "Evet... Namaz vakitlerinde insan, kainatın, dünyanın ve kendisinin ömrünü, bir günlük sayfada okur, bir günlük perdede seyreder, tefekkür eder.." | İnsan bir hülâsa(öz)... Fatiha hülâsa... Namaz hülâsa.. Namazdan sonraki tesbihler de bir hülâsa... Bir “gün” de, zaman itibâriyle,bütün zamanların bir hülâsasıdır. İnsan, namaz vakitlerinde, kainatın, dünyanın ve kendisinin ömürlerini, bir günlük sayfada okur, bir günlük perdede seyreder, tefekkür eder. 
Kainat yaratıldığı gibi, insan da yaratılmıştır. Dünyada mevsimler olduğu gibi, insanında ömründe mevsimler vardır. İnsanın bir gençliği, bir ihtiyarlığı olduğu gibi,dünyanında gençliği ve ihtiyarlığı vardır. İnsan nasıl ki başka bir âleme geçecek, dünya da, kainatla beraber başka bir âleme geçecektir. 5 vakit namazın kılındığı vakitlere dikkat edersek, bu hakikatlere işaretler olduğunu farkederiz. Bizim günübirlik müşahede ettiğimiz değişimler, küllî, kapsamlı değişimleri, kâinat çapındaki değişimleri ihtar eder. Kainatın bir ömrü vardır. Dünyanın bir ömrü var, insanın da bir ömrü vardır. Bu beş vakitte, bu 3 ömür zamanlarındaki büyük değişimlere işaret vardır. Evet...namaz vakitlerinde insan, kainatın, dünyanın ve kendisinin ömrünü, birgünlük sayfada okur, birgünlük perdede seyreder, tefekkür eder. Dünyanın ömrüne göre: Sabah namazı : İlkbahara.. Öğle : Yaz mevsimine... İkindi : Güz mevsimine... Akşam : Güz mevsimi sonunda pek çok mahlûkatın vefatına, kış uykusununa çekilip, gözden kayboluşlarına... Yatsı : Kışın, beyaz kefeniyle yeryüzünü örtmesine... Gece vakti : Kış sonuna İkinci sabah : Kıştan sonra yeni gelen bahara işaret eder... İnsanın ömrüne göre: Sabah vakti : Anne rahmine düştüğü zamana.. Öğle : Gençlik kemâline... İkindi vakti : İhtiyarlığa.. Akşam vakti : Vefatına... Yatsı: : Geride hatırlanan şeylerinin de unutulduğu zamana.. Gece vakti : Kabir âlemine İkinci sabah : Kabirden kalkışına işaret ediyor. Âlemin ömrüne göre: Sabah : Semâvât ve arzın yaratılmasından, birinci gününe.. Öğle : İnsanın yaratılıp da, dünyaya gönderildiği zamana... İkindi : Asr-ı saadetin yaşandığı devre.. Akşam : Kıyametin kopması zamanına... Yatsı : Bu âlemin artık bütün bütün kapanmasına... Gece vakti : Berzah âlemine... İkinci sabah : Haşir sabahına işaret ediyor. İşte bu vakitlerde, insan kendi ömrünü müşahede ettiği gibi, dünyanın ve kainatın ömürlerini de hatırlar. Ve bu vakitlerde Kadîr’i Zü’l-Celâl’in azametli tasarrufunu, işlerini, kainatı halden hale çevirmesini, ve kudret mucizelerini,bunlarla beraber, her değişimle lutfedilen nimetleri hatırlar. "Demek, vazife-i fıtrat(yaratılış vazifesi) ve esâs-ı ubûdiyet(kulluğun esası) ve kat’î borç(kesinlikle borç) olan namaz, şu vakitlerde lâyıktır ve enseptir(uygundur)." |
|
|
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/8/2008 - Berat Kandili'nin Mahiyeti, Özellikleri Nelerdir? Berat Kand
Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur: —“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi: —“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum. —“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı: —“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi:
"Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış. Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor:
"Ne mutlu bu gece rüku edenlere. İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu:
"Bu gece secde edenlere ne mutlu". Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:
"Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: "Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu". Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:
"Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu." Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:
"Bu gece Müslümanlara ne mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın. Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum:
"Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak? Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece,
Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."
Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa'ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder." Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir. Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:
"O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur."
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil'in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de,
Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?
Yıllık Kader Programı
İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir: Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve herşeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e verilir ki bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1
Berat Kandilinin "bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde" olması bu manalara dayanmaktadır.2
Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir.
Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir. Berat Gecesinin Özellikleri
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır : Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü'min kullarına beraet yazar)", "Rahmet Gecesi."
"Berat, beraet" kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir. "Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3 Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır : 1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması. 2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması. 3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması. 4. Allah'ın af ve bağışlamasının coşması. 5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.
Bir rivayette bildirildiğine göre; Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban'ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka...
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir. "Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim. "Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim. "Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder." 5
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.
Bu Gece Af Dışı Kalanlar
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir: "Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban'ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna."6 "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."7
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi.
Sonunda Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı : "Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder."9
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.
Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir. "Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez. Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir: "Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."11
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."12
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.
Kaynaklar 1 Hülâsâtü'l-Beyân. 13:5251. 2 Şualar, s,426. 3 TDİ."Berat" maddesi. 4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295 5 İbni Mâce, İkame, 191. 7 et-Tergîb ve't-Terhib, 2:118. 8 İbni Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38. 9 Tirmizî, Savm:39. 10 Şualar, s.426. 11 et-Tergib ve't-Terhîb, 2:.119, 120. 12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.Berat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:Berat Gecesi DuasıBerat Gecesi ibadeti
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.
İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ'da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid'at bile olduğunu ifade eder.
Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı."Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."8hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir.Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi
Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.
|
|
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Kategoriler
<%RecentEntryTitle%>
Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı
Arkadaşlarım
• cennetkokusu • ruzun • nasibim • runya • 2563 • Seyma . • ruhsaldr • geldostagidelim • dostilleri • zellankadef
|