BENİM DÜNYAM

7/10/2008 - NAMAZ,NAMAZ,NAMAZ

Kategori: yaşam
"Evet... Namaz vakitlerinde insan, kainatın, dünyanın ve kendisinin ömrünü, bir günlük sayfada okur, bir günlük perdede seyreder, tefekkür eder.."

 

İnsan bir hülâsa(öz)...

Fatiha hülâsa...

Namaz hülâsa..

Namazdan sonraki tesbihler de bir hülâsa...

 

Bir gün de, zaman itibâriyle,bütün zamanların bir hülâsasıdır.

 

İnsan, namaz vakitlerinde, kainatın, dünyanın ve kendisinin ömürlerini, bir günlük sayfada okur, bir günlük perdede seyreder, tefekkür eder.

 

 

Kainat yaratıldığı gibi, insan da yaratılmıştır.

Dünyada mevsimler olduğu gibi, insanında ömründe mevsimler vardır.

İnsanın bir gençliği, bir ihtiyarlığı olduğu gibi,dünyanında gençliği ve ihtiyarlığı vardır.

İnsan nasıl ki başka bir âleme geçecek, dünya da, kainatla beraber başka bir âleme geçecektir.

 

5 vakit namazın kılındığı vakitlere dikkat edersek, bu hakikatlere işaretler olduğunu farkederiz.

Bizim günübirlik müşahede ettiğimiz değişimler, küllî, kapsamlı değişimleri, kâinat çapındaki değişimleri ihtar eder.

 

Kainatın bir ömrü vardır.

Dünyanın bir ömrü var,

insanın da bir ömrü vardır.

Bu beş vakitte, bu 3 ömür zamanlarındaki büyük değişimlere işaret vardır.

 

 

Evet...namaz vakitlerinde insan, kainatın, dünyanın ve kendisinin ömrünü, birgünlük sayfada okur, birgünlük perdede seyreder, tefekkür eder.

 

Dünyanın ömrüne göre:

Sabah namazı : İlkbahara..

Öğle : Yaz mevsimine...

İkindi : Güz mevsimine...

Akşam : Güz mevsimi sonunda pek çok mahlûkatın vefatına, kış uykusununa çekilip, gözden kayboluşlarına...

Yatsı : Kışın, beyaz kefeniyle yeryüzünü örtmesine...

Gece vakti : Kış sonuna

İkinci sabah : Kıştan sonra yeni gelen bahara işaret eder...

 

İnsanın ömrüne göre:

Sabah vakti : Anne rahmine düştüğü zamana..

Öğle : Gençlik kemâline...

İkindi vakti : İhtiyarlığa..

Akşam vakti : Vefatına...

Yatsı: : Geride hatırlanan şeylerinin de unutulduğu zamana..

Gece vakti : Kabir âlemine

İkinci sabah : Kabirden kalkışına işaret ediyor.

 

Âlemin ömrüne göre:

Sabah : Semâvât ve arzın yaratılmasından, birinci gününe..

Öğle : İnsanın yaratılıp da, dünyaya gönderildiği zamana...

İkindi : Asr-ı saadetin yaşandığı devre..

Akşam : Kıyametin kopması zamanına...

Yatsı : Bu âlemin artık bütün bütün kapanmasına...

Gece vakti : Berzah âlemine...

İkinci sabah : Haşir sabahına işaret ediyor.

 

İşte bu vakitlerde, insan kendi ömrünü müşahede ettiği gibi, dünyanın ve kainatın ömürlerini de hatırlar. Ve bu vakitlerde Kadîr’i Zü’l-Celâl’in azametli tasarrufunu, işlerini, kainatı halden hale çevirmesini, ve kudret mucizelerini,bunlarla beraber, her değişimle lutfedilen nimetleri hatırlar.

"Demek, vazife-i fıtrat(yaratılış vazifesi) ve esâs-ı ubûdiyet(kulluğun esası) ve kat’î borç(kesinlikle borç) olan namaz, şu vakitlerde lâyıktır ve enseptir(uygundur)."

Yorum (4) :: Bağlantı

16/8/2008 - Berat Kandili'nin Mahiyeti, Özellikleri Nelerdir? Berat Kandili'nin 5 Ayrı Özelliği Nedir? Bu Gece Af dışı Kalanlar Kimlerdir? Berat Kandili'nde Hangi Meleklere Hangi İşlerin Taksim Edilir? Berat Gecesinde Neler Yapılır?

Kategori: din

 

Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:


—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.

Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi:

 

"Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.


Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor:

"Ne mutlu bu gece rüku edenlere.


İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu:

"Bu gece secde edenlere ne mutlu".


Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:

"Bu gece dua edenlere ne mutlu."

 

Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu:

"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu".


Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:

"Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu."


Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:

"Bu gece Müslümanlara ne mutlu."

 

Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu:

"Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.


Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum:

"Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?


Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece,

Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."

 

Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor:

"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:

"Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa'ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."

 


Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.

Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.


Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.


Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:

"O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur."



Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil'in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de,

 

Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?

Yıllık Kader Programı


İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:


Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve herşeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.

Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.

Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.

Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e verilir ki bu büyük bir melektir.

Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.

Fahreddin er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1

Berat Kandilinin "bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde" olması bu manalara dayanmaktadır.2

Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:

Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir.

Buna inzal denir.

Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır.

Buna da tenzil denir.

 

Berat Gecesinin Özellikleri

Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır :

 

Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar.

Zaten bu gecenin dört adı vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü'min kullarına beraet yazar)", "Rahmet Gecesi."

"Berat, beraet" kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
"Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir.
Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.

Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3

 

Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır :
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
4. Allah'ın af ve bağışlamasının coşması.
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.

Bir rivayette bildirildiğine göre;

 

Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban'ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka...

Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
"Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:

"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım.

"Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.

"Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.

"Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder." 5

Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.

Bu Gece Af Dışı Kalanlar

Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:

"Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban'ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna."6

 

"Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."7

 

 



Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi.

Sonunda Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı :

"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder."9

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
"Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

 

 


Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.

 

 

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:


"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."11

 

 

"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."12

Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.

Kaynaklar
1 Hülâsâtü'l-Beyân. 13:5251.
2 Şualar, s,426.
3 TDİ."Berat" maddesi.
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295
5 İbni Mâce, İkame, 191.
7 et-Tergîb ve't-Terhib, 2:118.
8 İbni Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.
9 Tirmizî, Savm:39.
10 Şualar, s.426.
11 et-Tergib ve't-Terhîb, 2:.119, 120.
12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.
Berat Duası

Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
Berat Gecesi Duası
Berat Gecesi ibadeti

Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.

İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ'da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid'at bile olduğunu ifade eder.

Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı.
"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."8
hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir.
Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi

Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.
Yorum (7) :: Bağlantı

16/8/2008 - Şaban-ı Şerîf

Kategori: din

* Mübarek üç ayların ikincisidir.
     "Allâhümme bârik lenâ fî Şaban ve belliğnâ Ramazan"
     duasını her gün en az bir defa okumalı.
     * Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
     " Şaban benim ayım, Receb Allah Teâlâ'nın ayı, Ramazan ümmetimin ayıdır." buyurmuştur.
     * Rasûl-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Ramazan'dan sonra en fazla bu ayda oruç tutarlardı.
     * Ashâb-ı Kiram, Şaban hilâlini görünce, kendilerini Kur'ân okumaya verirlerdi. Bu ayda manasını düşünerek, bol bol Kur'ân-ı Kerîm okumalıyız.
     * Bu ayda yapılacak her hayırlı işin sevabı kat kat verilir.
     * Geçmiş günahlarımıza tevbe etmeliyiz.
     * Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e salât ü selâmı  çoğaltmalıyız.
     * Bu ayda bir yıl içinde ölecek olanların isimleri, diriler defterinden, ölüler defterine geçirilir.
     * Bu ayın ortasında Beraat gecesi vardır. Gündüzünde oruçlu bulunmalı, gecesini ibâdetle ve uyanık olarak geçirmeli. Bu gecede yüz rekat namaz kılınması tavsiye edilmektedir.
     * Bu ayda hayır kapıları açılır, günahlar silinir.
     * Son Pazartesi günü oruçlu geçirilirse günahların bağışlanacağı hadîs-i şerîfte müjdelenmiştir.
     * Müslümanların mallarının zekatlarını fakirlere, Rama-zan'da tutacakları oruca kuvvet ve destek olması bakımından, bu ayda vermeleri hayırlı ve güzel olur.
     * Kısacası bu aylar, değerlendirilmesi gereken kıymetli zamanlardır.

Yorum (1) :: Bağlantı

13/6/2008 - Nasıl helalleşmeyi düşünüyorsunuz?!

Kategori: din

Yaptığınız işle, sattığınız malla, söylediğiniz sözle başkalarının hakkına mı geçiyorsunuz? Ya da va-zifelerini gözardı mı ediyorsunuz? Helal ve haramı unututtunuz mu yoksa?

 

 

Paldır küldür yaşayanlardan, “dönüp de arkasına” bakmayanlardan mısınız? Hayat geçiyor. Zamanla birlikte mekanlar da çevre de değişiyor. Yıllar sonra bugün çevrenizde bulunan insanları nasıl bulup da helalleşeceksiniz? Ya bu hâl üzere “dünya değiştirirseniz”? Öyle ya ahirette nasıl hesap vermeyi düşünüyorsunuz? Diyelim ki öğretmensiniz: Çocukları iyi yetiştirmediniz (ve kendinizi de!). İyi öğretmediniz, çocukları dersten, belki de hayattan, ailesinden soğuttunuz. Bazılarının hakkı olan notu bile bile vermediniz. “Süründürmek” istediniz. Belki de süründü ve hayatı karardı. Bir de size maddi-manevi “hediye” sağlayan ailelerin çocuklarına iltimas yaptınız... Evet, öbür dünyada nasıl helalleşeceksiniz?

 

Öğrencisiniz; dersi sabote ettiniz, öğretmenlerinizin şevkini kırdınız, arkadaşlarınızın motivasyonunu düşürdünüz, onları kötü alışkanlıklara yönlendirdiniz, hayat çizgilerini değiştirdiniz, annenizin babanızın emeğini boşa çıkardınız. Kardeşlerinize ve küçüklerinize kötü örnek oldunuz. Nasıl helalleşeceksiniz?

 

Esnafsınız; sattığınız mallar, verdiğiniz çek ve senetler hep dökülüyor. 2’ye anlaşıp 3’e satmaya, bahara anlaşıp kışa vermeye çalıştınız ve işin kötüsü buna alıştınız. Malınızdan memnun olmayanların âhı gökleri okşuyor artık! Nasıl helalleşmeyi düşünüyorsunuz?

 

İşverensiniz; ürettiğiniz ürünlerin kalitesi, çalıştırdığınız işçilerin hakları gibi çürük. Sırf tazminat hakkı doğmasın diye bir yıl bile çalışmadan gönderdiniz onları. Ya da onların ruhu bile duymadan her yıl “gir-çık” yaptınız kağıt üzerinde. Sigortalarını yatırmadınız ve “kâr” ettiğinizi düşündünüz. Alnınıza ecel terleri düştüğünde nasıl helalleşmeyi düşünüyorsunuz?

 

İşçisiniz; yeteri kadar gayret etmediniz, işveren haklarına riayet etmediniz, onun zarara girmesi sizi hiç ilgilendirmedi, iş ahlakını zedelediniz, çok çalışanları hep kınayarak toplam çalışma kalitesini etkilediniz. Aldığınız ücreti helal ettirmek aklınızın ucundan bile geçmedi. Nasıl zarar verirsem o kârdır diye düşündünüz. Ölüm kapıyı çaldı ve artık geri dönüş yolu tıkandı. Nasıl helalleşmeyi düşünüyorsunuz?

 

Gıda üreticisisiniz; ürettiğiniz gıdalar kalitesizdi, hastalık taşıyordu, gramajlar hep bozuktu, sağlığa zararlı katkı maddeleri, kanserojen boyalar, zararlı gübreler, ilaçlar, hormonlar kullandınız. İnsanlarda nesiller boyu sürecek kalıcı hastalıklara yol açtınız. Mağdurlarınız hastane kapılarında perişan oldu, maddi manevi servetleri heba olup gitti. Onların âhı sizi arıyor? Nasıl kaçacaksınız? Musallâdaki helallik sizi kurtaracak mı?

 

Baba ya da annesiniz… Eşinize, çocuklarınıza, ailenize, akrabalarınıza, komşularınıza iyi ve örnek bir insan olmadınız. Ahlak veremediniz. Hep köşe dönmeye çalıştınız, kötü örnek oldunuz. Sıla-i rahmi, akrabalar arasındaki sevgiyi, muhabbeti dedikodularla, çekememezlikle, kaprislerinizle bozdunuz. Çocuklarınıza şefkat, helal kazanç, çalışkanlık, okumak, iyi bir insan ve Müslüman olmak duygusunu aşılamadınız. Hatta bu duyguları ciddiye bile almadınız. Yetiştirdiğiniz çocuk cemiyete zararlı bir insan haline geldi, kötü alışkanlıkları da var ve yakanıza yapıştı. Nasıl helalleşeceksiniz?

 

Devlet adamısınız… Vatandaşsınız… Hakimsiniz... Emniyet mensubusunuz.. Gazetecisiniz… Siyasetçi, belediye başkanı, müsteşar, bürokrat ya da müteahhitsiniz. Meslekleri çoğaltabiliriz. Farz edin ki, fırıncı, ayakkabıcı, eczacı, hekim, cerrah, mühendis, mimar veya kasapsınız. Biliyorsunuz ki yanlış işler yapıyorsunuz. Bile bile devam etmeyi hâlâ düşünüyor musunuz? Son nefese kadar böyle devam ederseniz, nasıl helalleşmeyi düşünüyorsunuz? Acaba helalleşmeye fırsatınız olacak mı?

 


Helalleşme çok önemli

 

Üzerinde kul hakkı bulunan bir insan, muhatabını bulup helâllik dilemek mecburiyetindedir. Bu hak, gıybet, iftira, yalan isnadı... vs. gibi manevî boyutlu haklar ise, ancak hak sahibiyle açık-seçik konuşularak helâl ettirilebilir. Eğer hakkın borç-alacak gibi maddî boyutu varsa, bunları hemen ödeme cihetine gidilmelidir.

 

***

 

Şeytan sizi “Allah” ile aldatmasın

 

“Nasıl olsa Allah affeder” anlayışını körükleyip, insanları günaha koşturan mel’un şeytandır. Allah’ın rahmeti elbette geniştir, sonsuzdur; ama kul hakkı müstesnadır. Bakın Rabb’imiz Fatır Sûresi’nde (5-8 ayetler arasında) bunu nasıl izah ediyor:

 

“Ey insanlar! Allah’ın vaadi gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O çok aldatıcı olan şeytan da sizi Allah ile aldatmasın. Şeytan size düşmandır; siz de onu düşman belleyin. O, kendi taraftarlarını alevli ateşte barınmaya çağırır! İnkâr edenlerin hakkı şiddetli bir azaptır. İman edip güzel işler yapanlar için ise bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır. Kötü işi kendisine süslenip de artık onu güzel bir iş olarak görmeye başlayan kimse de o mü’minler gibi olur mu? Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir.”

 

***

 

Adalet ilk adım

 

Kul hakkından korkuyorsanız âdil olmanız gerekiyor. Bunun da ilk adımı ferdin şahsi hayatında Müslümanlığını yaşaması ile atılır. Sonra daire genişletilir, aileden topluma uzanan çizgide ibadet duygusunun, ibadet duygusu içinde itidalin ve aynı zamanda istikametin hakim olması adımları gelir. Kur’an’dan istifadenin yolu takvadan geçer ve takva ile en içli-dışlı olan şey adalet ve istikamettir. Her cuma hutbelerde dinlediğimiz “İnnallâhe ye’müru bi’l-adli ve’l-ihsani...” (Nahl, 16/90) ayetinde de ilk önce adalet emrediliyor, sonra ihsan geliyor.

 

***

 

Fırsatınız var

 

Hz. Peygamber, “Kul bir günah işler, bu günahı onu Cennet’e götürür!” buyurunca, “Bu nasıl olur?” dediler. O, “Günah işleyip, tevbe ederek ve günahtan kaçarak, gözlerini Allah’ın dergâhına diker. Neticede Cennet’e girer.” (Heysemi, Mecmeu’z-Zevaid, 1, 199) şeklinde cevap verdi. Said b. Cübeyr, En abid kişi kimdir?” sorusuna: “Günah işleyip, bu günahı her hatırlayışında daha çok ibadet eden kimsedir.” cevabını verdi. Hz. Peygamber; “En seçkininiz, değişik fitnelerle karşılaşıp tevbe edendir.” (el-Münavî, Feyzu’l-Kadir, 3, 468) demiştir.

Yorum (18) :: Bağlantı

5/6/2008 - CUMANIZ MÜBAREK OLSUN

Kategori: din
Sabahin Seherinde Dagilan Kismetten
Mevlanin Verdigi Rahmetten
Peygamber (s.a.v) Efendimize Verilen Sefatten
Fatima Annemize Verilen Hacetten
Bizlerede Nasip Eyle Ya Rabbi...!

Aminn!     avatar80307_6
Yorum (8) :: Bağlantı

30/5/2008 - İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE

Kategori: yaşam

Alyansı neden dördüncü parmağımıza takmalıyız?

Bunun, Çinliler'in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması var...

Başparmak, anne-babanızı,
İşaret parmağı, kardeşlerinizi,
Orta parmak, sizi,
Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,
Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.

İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin. Daha sonra kalan dört parmağınızı da şekildeki gibi açıp, uç uca getirin.

http://i33.photobucket.com/albums/d92/jkwilson102002/lolo.jpg

Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarınızı ayırmaya çalışın... Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız.

Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.

İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılıcak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.

Son olarak serçe parmaklarınızı birleştirip, eşlerinizi temsil eden yüzük parmaklarınızı ayırmaya çalışın. Ayıramadığınızı görünce şaşıracaksınız. Çünkü karı-kocalar hayat boyu bir arada yaşarlar... İyi günde ve kötü günde...

 


Yorum (3) :: Bağlantı

24/5/2008 - SİGARADAKİ ZEHİRLER

Kategori: saglik

SİGARADA KAÇ ZEHİR VAR?

Sigarada bulunan zehirlerden birkaçı:

Polonyum - 210 (kanserojen),
Radon (radyosyon),
Metanol (füzeyakıtı),
Toluen (tiner),
Kadmiyum (akü metali),
Bütan (tüpgaz),
DDT (böcek öldürücü),
Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri),
Aseton (oje sökücü),
Naftalin (güve kovucu),
Arsenik (fare zehiri),
Amonyak (tuvalet temizleyicisi) ,
Karbon (eksoz Monoksit gazı),
Nikotin
ve 3.885 toksik madde.

Sonuç olarak ciğerlerimizde oluşan Katran (asfalt).

 

Yorum (6) :: Bağlantı

23/5/2008 - LAZERLE CİLT TEDAVİSİ

Kategori: saglik

Lazerle Cilt Tedavisi

Cildin lazerle tedavisi yeni ve çok etkili bir metot olup, birçok cilt rahatsızlıklarında uygulanır.

İnsan Derisinin Yapısı
cilt İnsan derisi yandaki şematik resimde görüldüğü gibi birkaç tabakadan oluşmuştur. Gözle görünen en dış tabaka epidermis adını alır. Epidermisde birçok tabaka ve çok sayıda hücrelerden oluşmuştur. Epidermisin bazal tabakasında sürekli oluşan hücreler devamlı yenilenerek epidermisin en dış tabakasındaki hayatiyetini kaybeden hücrelerin yerini alırlar. Epidermisin altında dermis adı verilen tabaka yer alır. Bu tabaka kollagen doku ve damarlardan oluşmuştur. Epidermisin beslenmesi dermis tabakasındaki damarsal yapılar aracılığıyladır. Dermisin altında destek görevi gören deri altı yağ dokusu bulunur.

Hangi Hastalıklar Lazerle Tedavi Edilebilir?

Prensip olarak bütün cilt hastalıkları lazer ile tedavi edilebilir. Günümüzde en çok aşağıdaki rahatsızlıklarda uygulanmaktadır;

  • Kapiller Hemanjiom, Telenjektaziler
  • Kahverengi, siyah ve mor benler
  • Pigment değişiklikleri
  • Güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri
  • Siğiller
  • Kıllanmalar (Lazer Epilasyon ile)
  • Yaşlanma ile ilgili kırışıklıklar
  • Nedbe dokuları
  • Dövmelerin silinmesi

Cilt Yenileme (Skin Recurfacing)
Lazerle cilt yenileme estetik cerrahide yeni ve başarı ile uygulanan bir metot olup ilk olarak Amerika'da geliştirilmiştir. Lazerle cilt yenileme uygun lazer cihazı ile bilgisayar kontrolünde kırışıklıkları gidermek ve cildi tazelemek prensibine dayanır. Bu amaçla karbondioksit (CO2) lazer kullanılmaktadır. Lazerle cilt yenilemede en üstten çok ince bir tabaka kaldırılarak cildin düzleştirilmesi ve aynı zamanda özel bir teknikle kollagen dokunun gerginleştirilmesi sağlanarak kırışıklıklar yok edilir. Tedaviden sonraki günlerde lazer ile tedavi edilen ciltte yeni kollagen doku oluşumu ve daha genç, su tutma yeteneği yüksek hücreler oluşarak cildin tazelik ve gerginlik kazandığı görülür

Yorum (1) :: Bağlantı

22/5/2008 - MUHTEŞEM TASARIM

Kategori: yaşam

Bir aspirin tabletini düşünün; ortasında bir çizik olduğunu hemen hatırlayacaksınız. Bu çizik, ilaçtan yarım doz kullanmak isteyenlere kolaylık sağlamak için düşünülmüştür. Hepsi aspirin tableti kadar basit olmasa da, çevremizde gördüğümüz her ürünün mutlaka bir tasarımı vardır. Evden işe giderken bindiğimiz araçtan, evimizdeki televizyonun kumandasına kadar.

"Tasarım" kısaca, az veya çok sayıdaki parçaların bir amaca yönelik olarak düzenli bir biçimde bir araya getirilmesi demektir. Bu tanımlamayı esas alarak bir otomobilin tasarım olduğunu tahmin etmekte güçlük çekmezsiniz. Çünkü ortada bir amaç vardır: insan ve yük taşımak. Bunu gerçekleştirmek için de araba motoru, lastikler, kaporta gibi değişik parçalar bir fabrikada planlanarak bir araya getirilmişlerdir.

Peki ya bir canlı söz konusu ise? Mesela bir kuş ve onun uçuş sistemi de tasarım olabilir mi? Hemen cevap vermeden önce araba için yaptığımız değerlendirmeyi kuş için de yapın. Ortada uçmak gibi bir gaye söz konusudur. Bunun için de içi boş hafif kemikler, bu kemikleri hareket ettirecek güçlü göğüs kasları ve havada tutunmayı sağlayacak nitelikte tüyler kullanılmıştır. Kanatların aerodinamik özelliği vardır, metabolizma ise kuşun yüksek enerji ihtiyacını karşılayacak şekildedir. Kuşun bir tasarım ürünü olduğu ortadadır.

Eğer kuşu bir kenara bırakır ve diğer canlıları incelerseniz, yine aynı gerçekle karşılaşırsınız. Her canlıda son derece iyi düşünülmüş tasarım örnekleri vardır. İncelemeyi biraz daha sürdürürseniz, kendinizin de tasarlanmış olduğunu farkedersiniz. Bu sayfayı tutan elleriniz, hiçbir robot elinin olamadığı kadar işlevseldir, bu satırları okuyan gözleriniz ise dünyanın en iyi kamerasından daha net görüntü sağlamaktadır.

Böylelikle şu önemli sonuca varırsınız: Doğadaki tüm canlılar, siz de dahil, tasarlanmıştır. Bu ise, tüm canlıları dilediği gibi şekillendiren, dolayısıyla tüm doğaya hakim olan, üstün güç ve akıl sahibi bir Yaratıcı'nın var olduğunu gösterir.

Charles Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabıyla ortaya attığı bu teori, canlıların gerçekte bir tesadüfler zinciri içinde oluştuklarını ve birbirlerinden farklılaştıklarını öne sürer.


Evrim Teorisinin Yanlış Mantıkları

Teorinin temel mantığına göre, canlılar küçük ve tesadüfi bazı değişikliklere uğramaktadır. Bu tesadüfi değişiklikler eğer bir canlıya yarar sağlarsa, bu canlı diğerlerine göre avantaj sağlayacak, onun nesli de aynı avantajı sürdürecektir. Böylece yeni bir tür ortaya çıkacaktır.

Bu senaryo 140 yıldır çok bilimsel ve ikna edici bir senaryo edasıyla anlatılır. Ancak Darwin'in teorisini biraz büyüteç altına aldığımızda, dahası canlılardaki tasarım örnekleri ile kıyasladığımızda ortaya çok farklı bir tablo çıkmaktadır: Darwinizm'in canlılığa getirdiği açıklama, kendi içinde çelişkili bir kısır döngüden başka bir şey değildir.

Önce "tesadüfi değişiklik" konusunu ele alalım. Darwin, o dönemde genetik bilinmediği için, bu kavrama açık bir tanım getirememiştir. Onu izleyen evrimciler ise bu konuda "mutasyon" kavramını ortaya atmıştır. Mutasyonlar, canlıların genlerinde oluşan tesadüfi kopmalar, yer değiştirmeler ve kaymalardır. Önemli olan ise, bugüne kadar hiçbir canlının genetik bilgisini geliştiren bir mutasyon gözlemlenmemiş olmasıdır. Bilinen mutasyon örneklerinin hemen hepsi canlıları sakat ya da hasta bırakır, diğerleri ise etkisizdir. Dolayısıyla canlıların mutasyon yoluyla gelişebileceklerini düşünmek, bir insan topluluğuna rastgele ateş açarak, eskisinden daha sağlıklı, daha gelişmiş bireyler elde etmeyi ummak gibidir. Kısacası saçmadır.

Ancak konunun bundan daha da önemli bir yanı vardır. Biz bütün bilimsel verilere rağmen, yine de bir mutasyonun belirli bir canlıya olumlu bir özellik kattığını varsayalım. Bu varsayım dahi Darwinizm'i kurtarmaz. Bunun nedeni "indirgenemez komplekslik" denen bir kavramdır. Anlamı şudur: Canlılardaki sistem ve organların çoğu, çok sayıda bağımsız parçanın bir arada çalışmasıyla işlev görür. Bu parçaların tek biri bile olmasa, ya da sakat olsa, organ hiçbir işe yaramaz.

Örneğin kulağınızın dışarıdaki sesleri duyabilmesi, çok sayıda küçük organın zincirleme reaksiyonu sayesinde mümkün olur. Bunlardan birini, örneğin orta kulaktaki "çekiç" kemiğini çıkarın, ya da yapısını bozun, artık hiçbir şey duymazsınız. Kulağınızın duyması için; dış kulak zarı, örs, çekiç ve üzengi kemikleri, iç kulak zarı, salganyoz, salyangoz sıvısı, algılayıcı hücreler, bu hücrelerin titreşimi algılamalarını sağlayan tüycükler, hücrelerden beyne giden sinir ağı ve beyindeki duyma merkezi gibi farklı elemanların herbirinin eksiksiz olarak var olması gerekir. Sistem "aşama aşama" gelişemez, çünkü ara aşamaların hiçbiri herhangi bir işe yaramayacaktır.

İşte "indirgenemez komplekslik" denen bu kavram, Darwinist teoriyi en temelinden yıkmaktadır. İşin ilginç yanı, Darwin'in de bu konuda büyük bir endişe duymuş olmasıdır. Türlerin Kökeni'nde şöyle yazmıştır:

"Eğer birbirini takip eden çok sayıda küçük değişiklikle kompleks bir organın oluşmasının imkansız olduğu gösterilse, teorim kesinlikle yıkılmış olacaktır. Ama ben böyle bir organ bulamadım..."1

Darwin, 19. yüzyılın ilkel bilim düzeyi içinde böyle bir organ bulamamış veya bulmak istememiş olabilir. Ancak 20. yüzyıl bilimi, canlılığı en ince detaylarına kadar incelemiş ve gerçekte canlı yapılarının çoğunun indirgenemez komplekslik özelliğine sahip olduğunu göstermiştir. Bu nedenle de Darwin'in teorisi, korktuğu gibi "kesinlikle yıkılmış"tır.

Bu kitapta Darwin'in teorisini yıkan bu canlı sistemlerinin bazılarını inceleyeceğiz. Bu sistemler bazen bir kuşun kanatlarında, bazen bir bakterinin tüycüğünde bazen de bir yarasanın kafatasının içinde karşımıza çıkacak. Bunları inceledikçe bir yandan Darwinizm'in ne denli büyük bir yanılgı olduğunu görecek, öte yandan bu sistemlerin ne denli üstün bir bilgiyle yaratılmış olduklarına tanık olacağız.

Böylelikle Allah'ın kusursuz yaratışının delillerini göreceğiz. Nitekim Allah'ın bu kusursuz yaratma gücü ve sanatı, bir Kuran ayetinde şöyle ifade edilir:

O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)

Yorum (1) :: Bağlantı

22/5/2008 - YARATILIŞ MUCİZESİ

Kategori: yaşam

ALLAH, YERYÜZÜNÜ SİZİN İÇİN BİR KARAR, GÖKYÜZÜNÜ BİR BİNA KILDI; SİZİ SURETLENDİRDİ, SURETİNİZİ DE EN GÜZEL (BİR BİÇİM VE İNCELİKTE) KILDI VE SİZE GÜZEL-TEMİZ ŞEYLERDEN RIZIK VERDİ. İŞTE SİZİN RABBİNİZ ALLAH BUDUR. ALEMLERİN RABBİ ALLAH NE YÜCEDİR.

(MÜMİN SURESİ, 64)


İnsan bedeni, yeryüzündeki en kompleks makinadır. Hayatımız boyunca bu bedenle görür, işitir, nefes alır, yürür, koşar ve zevk alırız. Bedenimiz kemikleri, kasları, damarları, iç organları ile mükemmel bir düzen ve tasarıma sahiptir. Bu tasarımın detayına inildiğinde ise daha da şaşırtıcı gerçeklerle karşılaşılır. Birbirinden farklı gibi görünen vücut parçalarının tamamı aynı malzemelerden oluşmaktadır. Hücrelerden….

Vücudumuzdaki herşey milimetrenin binde biri büyüklüğündeki hücrelerden oluşur. Bu hücrelerin kimi biraraya gelerek kemikleri, kimi sinirleri, kimi karaciğeri, kimi midemizin iç yapısını, kimi derimizi, kimi ise gözümüzün kornea tabakasını oluşturur. Hücreler vücudun hangi parçasını oluşturuyorlarsa bu bölgede ihtiyaç duyulan boyuta ve şekle sahip olurlar.

Bu kadar farklı görevler üstlenmiş olan hücreler nasıl ve ne zaman meydana gelmişlerdir?

İşte bu soruya verilecek cevap, bizi her anı mucizelerle dolu olan bir olaya götürecektir. Bugün sizin bedeninizi oluşturan yaklaşık 100 trilyon hücrenin tamamı, tek bir hücreden çoğalarak meydana gelmişlerdir. Şu an sahip olduğunuz hücrelerle aynı yapıya sahip olan bu tek hücre de, annenizin yumurta hücresi ile babanızın sperm hücresinin birleşimiyle ortaya çıkmıştır.

Allah, Kuran'da insanlara, kimi zaman göklerdeki ve yerdeki, kimi zaman da canlılardaki yaratılış mucizelerini, Kendi varlığının delilleri olarak örnek gösterir. Bu delillerin en önemlilerinden biri de, sözünü ettiğimiz konu, bir diğer ifadeyle insanın kendi yaratılışındaki mucizelerdir.

Birçok ayette insanın, ibret almak için, bizzat kendi yaratılışına dönüp bakması öğütlenir. İnsanın nasıl var olduğu, var olurken hangi aşamalardan geçtiği detaylı olarak tarif edilir. Vakıa Suresi'ndeki ayetlerde, insanın yaratılışı şöyle anlatılmaktadır:

Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz? Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz? (Vakıa Suresi, 57-59)

İnsan bedenini oluşturan 60-70 kiloluk et ve kemik kütlesinin özü başlangıçta bir damla suda toplanmıştır. Akıl sahibi, duyan, gören, işiten ve vücut yapısı olarak oldukça kompleks bir yapıda olan insanın bir damla sudan meydana gelmesi şüphesiz ki olağanüstü bir gelişimin sonucudur. Bu gelişim ise, elbette başıboş bir sürecin, rastgele oluşan tesadüflerin sonucunda gerçekleşemez.

İnsanın oluşumundaki bütün aşamalar, Allah’ın benzersiz yaratışıyla var olmuştur.

Bu kitapta yeryüzünde her insan ile birlikte hiç durmaksızın yaşanan "insanın yaratılış mucizesi"nin detayları anlatılmaktadır. Şunu belirtmek gerekir ki, bu kitapta anlatılan olaylar, insanın yaratılışındaki detayların yalnızca bir bölümüdür. Öyleki bu kitapta anlatıldığı kadarı bile, insana, Yaratıcısı'nın sonsuz kudretini, tüm evreni sarıp kuşatan sınırsız ilmini ve aklını bir kez daha göstermektedir. Ve Yüce Allah'ın, "yaratıcıların en güzeli" olduğunu tüm insanlara tekrar hatırlatmaktadır:

Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık.
Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.
(Müminun Suresi, 12-14)

Yorum (1) :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

DÜNYA TATLISI İKİ KIZIM VAR,SİZLERLE HOBİLERİMİ PAYLAŞMAK ADINA ARANIZDAYIM

Son yazılarım

NAMAZ,NAMAZ,NAMAZ
Berat Kandili'nin Mahiyeti, Özellikleri Nelerdir? Berat Kandili'nin 5 Ayrı Özelliği Nedir? Bu Gece Af dışı Kalanlar Kimlerdir? Berat Kandili'nde Hangi Meleklere Hangi İşlerin Taksim Edilir? Berat Gecesinde Neler Yapılır?
Şaban-ı Şerîf
Nasıl helalleşmeyi düşünüyorsunuz?!
CUMANIZ MÜBAREK OLSUN
İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE
SİGARADAKİ ZEHİRLER
LAZERLE CİLT TEDAVİSİ
MUHTEŞEM TASARIM
YARATILIŞ MUCİZESİ
SU HAYATIMIZDA NE KADAR ÖNEMLİ
ELMANIN FAYDALARI
ÇOCUĞUNUZUN İŞTAHI YOKSA
EVLİLİKTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
CUMA GÜNÜNDE
LÜTFEN DİKKAT
KIYAMET YAKLAŞIYOR
CENNET ANNELERİN AYAĞI ALTINDADIR.
BEBEĞİNİZİ UYUTURKEN
ALLAH KATINDA EN SEVİMLİ AMEL NAMAZ
BU YAZI RENKLENDİRECEK EŞARPLAR
TESETTÜR GİYİMDE YAZ MODASI
İLK VAHİY 'OKU, YARATAN RABBİNİN ADIYLA OKU'
2008 TESETTÜR YAZ MODASI
2008 TESETTÜR YAZ MODASI EŞARPLAR

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

  • bilim@teknoloji
  • din
  • efendim
  • goruntuler
  • hobilerimm
  • melekler
  • mizahh
  • moda
  • orgu
  • saglik
  • seyahat
  • yaşam
  • <%RecentEntryTitle%>

  • Arkadaşlarım

    supermarket0954
    yasamsevincinn
    egitimspormizah
    tesetturluyum
    mustafa1yesil
    kartaneleri06
    merkan0134
    bilgiliali
    freekarpuz
    sihirliyumak
    murelce
    milenyum25
    mgezer38
    meri77
    filizden
    yanangun
    Technological
    umutsahili82
    turkcehotels
    07hasan29
    dostilleri
    geldostagidelim
    ozgur544
    fidelya2
    yasemin50
    busecegunler
    adardil
    ozlemlehayat
    alaska1
    Runya
    rufeydem
    esila48
    dimurca
    aysegokce
    beyzaca
    BECEDE
    ceydafatma
    cennetkokusu
    dantela
    karliorgu
    ksk60
    nalanna
    nakoorgu
    orgucan
    sepetim
    ezel54
    2563
    usta28
    neslihobi
    edaca30
    ebrugiller
    ruzun
    berkoz
    putri
    nasibim
    turgec
    ysmnclskn
    donerce
    hasretgunlugum
    evrenocalkurt
    esilayda
    mavisim9092
    didoli82
    karakalemlerimiz
    goldensuntrabzonlu
    gulumasli
    bayramsekeri
    denizim38
    matrakiye
    telkirmayasemince
    Funda2008
    mutfakgunesi
    havayi16
    almulaca
    aleynam2006
    biltek06
    kezibanyenge
    ruhsaldr
    sazenusothan
    sevginehri01
    zellankadef
    bebegim26
    BIOOS38
    gunesisitiyor
    nerimandaninciler
    sado33
    zerdalili01
    gezitozu
    dilos26
    Myspace Backgrounds From FreeGlitters.Com